İran ayaklanmasında asıl büyük tehlike! | Haber 7

İran'da asıl hedef ne? | Haber 7

Taha Dağlı- Haber7

2010’da İran, Türkiye için önemli bir partnerdi.

İran’la batı arasındaki nükleer müzakerelerde arabulucuyduk.
İlişkiler üstteki düzeydeydi.
Öyle fakat Türkiye olmasa İran Tahran bildirisinde masaya zeka oturmayacaktı.

2011’de Suriye’de ayaklanma ve iç savaş patlak verdi.
İran’la Suriye konusunda görünüm ayrılıklarımız oldu.

2013’te İran’da seçim yapıldı. Ahmedinecat’ın yerine Ruhani geldi.
Türkiye-İran arasındaki Suriye makası biraz daha açıldı.
Buna 17 Aralık kumpası da eklendi.

İran, Türkiye’ye karşın daha saldırgan politika uygulamaya başladı.
giderken 2010’da bizim imzalattığımız müzakereyi biz olmadan ABD ile yaptı.

Türkiye mezhepçi zihniyete defalarca karşı çıktı.
İran ise Şii yayılmacılığında vites yükseltti.
Bunun yansıması burnumuzun dibinde Suriye ve Irak’la birlikte Yemen ve Lübnan’da tezahür etti.

İran, Şii politikasında Türkiye’ye karşı agresif davrandı.
Bu saldırganlık içerisinde PKK terör örgütüyle birlikte hareket ettiği dönemler de oldu.

Suriye odaklı Türkiye’ye yönelik terör tehditlerinde de İran’ın payı olduğu dönemler yaşandı.

Veya Gezi kalkışması, 15 Temmuz darbe girişimi gibi kanlı teşebbüslere sessiz kalarak, Türkiye’nin başını belaya sokmasından hoşnut olduğu zamanlar da oldu.

Ama Türkiye-İran ilişkisi hiçbir zaman Türkiye-İsrail, Türkiye-Mısır veya 2015 uçak krizi sebebiyle Türkiye-Rusya arasındaki gibi diplomatik kanalların kapatılması veya en aza indirilmesi gibi bir durumla karşılaşmadı.

İran Türkiye’ye karşın hangi saldırganlık içerisine girdiyse Türkiye, her seferinde İran’a gereken diplomatik karşılığı verdi.
Buna Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri iyi bir örnektir.
Ankara-Riyad hattındaki her olumlu gelişme Tahran’da hemen reaksiyon uyandırmış ve Türkiye denge politikasıyla İran’ın saldırganlığını frenlemeyi başarmıştır.

Son gelinen süreçte Türkiye, sınırı baştan başa Suriye ve Irak’ta, nihai çözümler için oturduğu masada, İran’la benzer safta buluştu. Suriye’de Astana ve Soçi süreçleriyle, Irak’ta Barzani referandumunda Türkiye-İran iki taraflı hareket etti.

İran’ın defoları, sabıkaları bir hayli artı.
Fakat bugünkü yaşananlar “oh olsun İran’a” diyebileceğimiz bir konu da değil.
Sonuç Olarak hudut komşumuz.

Onlar ne kadar bir güç ise Türkiye daha büyük bir şiddet.
İran bizim için ne değin tehdit içeriyorsa, Türkiye bu tehditleri yıllardır göğüsleyip, karşılığını vermesini de çok iyi biliyor.

Eğer bugün İran’daki ayaklanmada ABD, İsrail parmağı varsa Türkiye bunu alkışlamaz.
Sonuç Olarak Saddam’ı Amerikalılar devirdi, Iraklılara astırdı, Irak’ın hali besbelli.
Kaddafi’yi NATO yakaladı, Libyalılara linç ettirdi, Libya’nın hali besbelli.
Bu anlamda İran’ı da ABD-İsrail yıkarsa, buradan Müslümanlara hayır gelmez. Bu çok net.

ABD Başkanı bugün “İran rejimi yıkılmalı” diyor.
Lakin ABD, 2001’de Afganistan’ı işgal etti, İran’a saha açtı.
ABD 2003’te Irak’ı işgal etti, Irak’ı sırık İran’ın kucağına verdi.
ABD 2011’de Arap Baharını destekledi, İran Suriye’ye girdi, Lübnan’da daha da güçlendi, Suudi Arabistan’ın burnunun dibindeki Yemen’de darbe yaptı.

Burada ABD’nin hangi görüşüne inanacağız, bu da mutlaka sorgulanmalı.
veya ABD’nin İran’a verdiği limit doldu mu?

Türkiye artık dış politikasının hiçbir alanında ABD lafıyla adım atmıyor.
İran konusunda da pek.

Bugün İran Suriye olur mu diye soruluyor.
İran, Suriye veya Irak gibi yok, fazla daha köklü devlet yapısı var.
Fakat eğer birileri dışardan müdahaleyle İran’ı Suriye’ye çevirmeye kalkarsa, o vakit akıllara İsrail’in Oded Yinon projesi de gelmiyor yok.

Ne diyor o proje?

Büyük İsrail’i öngörüyor.
1982’de yazılı, bugün hala masada duran kanlı bir plan.
Bunun içerisinde ayrılmış Suriye, bölünmüş Irak ve ayrılmış İran var.
Türkiye’yi boydan boya saracak bir terör devleti kurulması hesaplanıyor.
O hedefin içerisinde yelken direği Türkiye de bulunuyor.

EN BÜYÜK TEHLIKE PJAK

İran’ın yıllardır baskıladığı Kürtleri ile uzlaşma halinde olmasına rağmen PKK uzantısı PJAK terör örgütü patlamaya hazır el bombası gibi İran topraklarında duruyor. Ve ayaklananlar aralarında onlar da var.

İşte en büyük tehlike bu.

Türkiye Suriye ve Irak sınırlarında PKK’ya karşısında tüm tedbirlerini aldı, aynı tehlike İran’da da var.

Plan büyükse meslek İran’ı Suriye-Irak’a çevirmeye değin gidebilir.
İran’ın köklü yapısını ele alınca bu fazla uzak ihtimalli bir facia senaryosu gibi duruyor.
Ama yine de temkinli olmakta fayda var.
79’da Şah rejimini devirenler de yalnız değildi, onların da batıdan destekçileri vardı.
Bugün de aleyhinde yardım var, netice da aynı olabilir.

 

güncel haberlerson haberson dakika sporspor haberleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir